Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – İremnur Balcı Üner, 1999 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi devlet memuru, babası serbest meslek ile ilgilenen İrem’in biri gümrük denetmeni, diğeri ise anaokulu öğretmeni olan iki ablası var. Ailenin en küçüğü olduğu için el üstünde tutulan İrem, “2 yaşıma kadar bakıcı tarafından büyütüldüm. Daha sonra annemin çalıştığı iş yerinin anaokuluna devam ettim. 9 yaşımdan itibaren ise tek başıma okula gidip gelmeye başladım. Ailem her zaman arkamdaydı ve ilgileri hep üzerindeydi. Ancak hayatın bazı dönemlerinde tek başıma mücadele etmek zorunda kaldığım zamanlar da oldu” dedi. Derslerinde başarılı olan İrem, Pendik Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra veterinerlik okumak istediğine karar verdi ve bir yıl mezuna kaldı. Bir yıl sonra yeniden sınava giren İrem, o günleri şöyle anlatıyor:

“Yaptığım 21 tercihten, açıkta kalmamak için yazdığım son tercihim olan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’ne yerleştim. Başlangıçta ağlayarak gittiğim bölümün aslında bana çok uygun bir meslek olduğunu zamanla fark ettim. Şimdi geriye dönüp baktığımda, veterinerlik okumamın da pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Sanırım benim için en hayırlısı buymuş. Ancak mühendislik kariyerimi de dört ay önce bıraktım. Mobbing, emeğin görmezden gelinmesi, beyaz yakalı çalışanların sürekli baskı altında tutulması, hakaret edilmesi, yapılan işin küçümsenmesi ve müşteri ya da üst düzey yöneticilerin yanında, bile isteye küçük düşürülmek gibi daha sayamayacağım birçok neden beni oldukça yıprattı. Yaşadığım stres, zamanla hayatımı, dış görünüşümü, kendime gösterdiğim özeni ve özsaygımı da olumsuz etkilemeye başladı.”
‘SEKTÖR DEĞİŞTİRMEYE KARAR VERDİM’
İrem, hangi işte çalışırsa çalışsın benzer insanlarla karşılaşacağını düşündüğü bir noktada, kendi işini kurması gerektiğine karar verdi. “Mühendis olarak çalışırken eşimle evlenme kararı aldık” diyen İrem, mühendislikten protez tırnak sektörüne geçme kararını şöyle anlattı: “Düğün hazırlıkları sırasında tırnaklarımı yaptırırken, işlemler için ödenen ücretleri görünce bu sektörde iyi bir kazanç olduğunu düşündüm ve bu işe yönelmeye karar verdim. Amacım, işi öğrenip kısa sürede kendi yerimi açmak ve yalnızca bir kişiyi çalıştırmaktı. Ancak işin içine girdikçe, bu sektörün düşündüğüm kadar kolay olmadığını ve işin başında durmadan böyle bir sistem kurmanın mümkün olmayacağını anladım.”
PROTEZ TIRNAK EĞİTİMLERİNE BAŞLADI
İstifa etmeden 1,5 yıl önce, hayali olan protez tırnak eğitimlerine başlayan İrem, protez tırnak eğitimi alırken, kendi yerini açabilmek için aynı zamanda güzellik uzmanı olması gerektiğini bilmiyordu. Bunu öğrendikten sonra 6 ay süren güzellik uzmanlığı kursuna başladı. Böylece her hafta sonu katıldığı, toplam 8 ay süren eğitimlerini tamamlayarak mezun oldu. Mezuniyetinin ardından istifa etme kararı alan İrem, sonrasında kendi tırnak stüdyosunu açmak için kiralık dükkân aramaya başladı ancak işler hiç tahmin ettiği gibi gitmedi.

“Eşimle 2 yıllık evliliğimiz boyunca, vakit buldukça arabalarımızı kendimiz yıkayıp temizledik. Zamanla, birinin yanında sabit maaşla çalışmanın bizi maddi anlamda çok da ileriye götürmeyeceğini fark ettik ve eşimin hayali olan bu işi araştırmaya başladık. Ancak o dönemde bu işe girmeye pek cesaret edememiştik. Ben mühendislik mesleğimi bırakıp protez tırnak stüdyosu açmak için dükkân aramaya başladığım sırada, eşim şu anda ikimizin de severek çalıştığı oto kuaförü buldu. ‘Yapsak mı, yapmasak mı?’ diye düşünürken, işten ayrılma kararımda dimdik arkamda duran eşimin yanında, ben de dimdik durmaya karar verdim ve birlikte bu işe başladık.”
‘BU KARARI VERMEM TAM 1,5 YILIMI ALDI
Yeni dünya düzeninde yaşam şartlarının oldukça zor olması nedeniyle kurumsal hayatı ve güvenli maaşı bırakırken zorlandığı zamanlar olduğunu söyleyen İrem, “Evimiz kiraydı ve eşim de sabit bir maaşla çalışmıyordu. Bu nedenle, ‘Yapabilecek miyim, bunun altından kalkabilecek miyim?’ sorularıyla çok mücadele ettim. Mesleğimi bırakalı dört ay olmuş olabilir ancak bu kararı vermem tam 1,5 yılımı aldı. Çevrem, tuttuğunu koparan ve aklına koyduğu bir şeyin eninde sonunda peşinden giden biri olduğumu söyler. Ben de bu düşünceye katılıyorum. Belki bugün vazgeçmiş olsaydım, bu iş yine aklımın bir köşesinde kalacaktı. Ailem ise küçüklüğümden beri farklı işlere ve alanlara ilgi duyduğumu biliyordu. Mühendis olana kadar kariyer yolculuğumda farklı şeyler denemek istediğimde karşı çıktılar. Bu kez ise, ‘Arkandayız, ne yapmak istiyorsan yap’ diyerek destek verdiler” şeklinde konuştu.

‘ZORLANDIĞIMIZ ZAMANLAR OLUYOR’
“Henüz 3 aydır kendi işletmemizi yürüttüğümüz için gelirimizde artış olsa da giderlerimizin de artması nedeniyle zorlandığımız zamanlar oluyor” diyen İrem, “Zaman zaman eve ek gelir sağlamak için yeniden mühendis olarak çalışmayı düşünmüyor değilim. Ancak her seferinde bu fikrimden vazgeçiyorum. İş tatmini açısından baktığımızda ise, yeri geldiğinde sabah 5’e kadar çalışıp ertesi gün yalnızca 4 saatlik uykuyla yeniden dükkânı açıyor olsak da kendi işimizi yapıyor olmak bizi çok mutlu ediyor. Üstelik yaptığımız işi ilk olarak kendimize beğendirmemiz gerekiyor. Mükemmeliyetçi iki insan olarak, bir de müşterilerimizin memnuniyetini görünce aldığımız keyif gerçekten paha biçilemez oluyor” ifadelerini kullandı.
‘ŞEMS-İ TEBRİZİ’NİN SÖZÜYLE MOTİVE OLUYORUM’
Bazen imkân ve şartların insanın gözünü korkutabildiğini söyleyen İrem, kariyer değiştirmeyi düşünen ama cesaret edemeyenlere şu tavsiyelerde bulundu: “Hayatının altüst olma ihtimali, insanın geri adım atmasına neden olabiliyor. Böyle durumlarda, birçoğumuzun bildiği Şems-i Tebrizi’nin sözü aklıma geliyor. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?’ Benim motivasyonum da bu söz. Daha iyisini bulabilmek için her zaman potansiyelimizin peşinden koşmalıyız.”
