İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Akbelen’de gerçekleştirilen acele kamulaştırma kararlarına karşı açılan 93 davada Danıştay 6. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Kaboğlu, yüksek mahkemenin esas kararında acele kamulaştırmanın Anayasa’ya aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini vurguladı. “Danıştay, ülkemizi acele kamulaştırma adı altında korsan mülkiyet ve korsan el koymalardan kurtarmalıdır” diyen Kaboğlu, kamu yararının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.
Akbelen ve İkizköy’de yaşanan çevresel mücadeleler üzerine İstanbul Barosu’nda yapılan basın toplantısında konuşan Kaboğlu, baronun adalet anlayışının sadece mahkemelerde değil, toplumda ve çevrede de geçerli olduğunu belirtti. Türkiye’nin sadece hukuk ve sosyal bir devlet değil, aynı zamanda bir “çevre devleti” olduğunu kaydeden Kaboğlu, Anayasa’nın çevre koruma ile ilgili hükümlerinin tüm kamu kurumları ve vatandaşlar için bağlayıcı olduğunu ifade etti.
Kaboğlu, Akbelen direnişi kapsamında tutuklanan Esra Işık ile hayvan hakları savunucusu avukat Hülya Yalçın Ceylan’a yönelik hukuki işlemlerin de yasaya aykırı olduğunu belirtti. Doğal yaşam alanlarını korumak amacıyla eylem yapan kişilerin gözaltına alınmasının, Anayasa ihlali olduğunu savunan Kaboğlu, “İnsan hakları savunucularının keyfi gözaltına alınması ve tutuklanması tamamen Anayasa’ya aykırıdır” dedi. Ayrıca, İstanbul Barosu’nun yalnızca İstanbul’da değil, ülke genelinde görevlerini yerine getirmeye çalıştığını vurguladı.
Acele kamulaştırma yöntemlerine de değinen Kaboğlu, bu işlemlerin Anayasa’nın 46. maddesinde belirlenen koşullara uygun olması gerektiğini belirtti. Kamu yararını gözetmeyen uygulamaların, Anayasa’nın güvence sağladığı haklara aykırı olduğunu dile getiren Kaboğlu, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararının yerinde olduğunu söyledi. Kaboğlu, “Danıştay, Acele kamulaştırma adı altında yapılan korsan el koymaları önlemelidir” dedi.
Ayrıca, belirli şirketlere sağlanan ayrıcalıkların Anayasa’nın eşitlik ilkesini ihlal ettiğini savunan Kaboğlu, doğal ve kültürel değerlerin korunmasının kamu yararı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Tutuklama tedbirine ilişkin olarak da Kaboğlu, Anayasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulların sıkı bir şekilde uygulanması gerektiğini vurguladı. Esra Işık’ın tutuklanma koşullarının sağlanmadığını ifade eden Kaboğlu, “Tutuklama son çare olmalıdır; sulh ceza hakimi öncelikle daha hafif adli kontrol önlemlerini dikkate almalıdır” dedi.