Orman hasadı

Bir ağacın kesilmesi kötü bir şeydir. Ancak bir ormanı güçlendirmek için bazen ağaç kesmek iyi bir şeydir.

Ormancılarla geçirdiğim bir günden sonra bu kanaatim oluştu.

Bolu’nun muhteşem ormanlarında, orman köylülerinden ve Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ekiplerinden bugüne kadar hiç duymadığım bilgiler öğrendim.

İnsan öğrendikçe, aslında ne kadar az şey bildiğini daha iyi anlıyor.

ORMAN BAKIMI NASIL YAPILIR?

“Orman bakımı”… aslında yaptıkları faaliyete bu ismi veriyor Ormancılar. “Ağaç kesmek” de demiyorlar. Kulağa hoş gelmiyor. Bu işleme de “enval üretimi” diyorlar.

Bir ormanın bakım planları bilimsel veriler ışığında, tek tek sahada ağaçlar kontrol edilerek, uzun ve zorlu bir uğraş sonucunda yapılır.

Orman mühendisleri yapıyor bu çalışmayı. Gelecek 20 yılda bir bölgede kurumuş, zayıf olduğu için kesilecek ağaçlar, gençleştirilecek ormanlar, yeni dikim alanları bu çalışma sonucunda tespit ediyor. Bunlar “Amenejman Kitabı” adında bir kitapta toplanıyor.

Bu kitapta belirlenen çalışmalar “orman işletme şefi” tarafında uygulanır. Orman mühendislerinden seçilen şefler, teşkilatın en kritik ve önemli görevlileri.

Mühür onda.

“ORMANICININ NAMUSU” DENEN MÜHÜR

“Mühür” dediğim, tıpkı metal para gibi, darphanede yapılan ve kesilecek ağaçlara vurulan metal bir damga.

“Mühür ormancının namusudur” diyorlar. Tıpkı askeriyedeki sancak gibi.

O şefin mührünün vurulmadığı ağacı kesmek büyük suç.

Sadece kesene değil, orman muhafaza memuruna, taşıyana, satana… hepsine bu kaçak kesilen ağacın bedelini ödetiyorlar.

Çok büyük bir disiplin var orman teşkilatında. Askeriye gibi. Bölge müdürü, şube müdürü, şef, muhafaza memuru… tıpkı askeriyedeki gibi emir komuta, saygı ve disiplin konusunda çok titizler. Doğrusu şaşırdım bu disipline.

Orman bakımı, bir anlamda ormanı daha güçlendirmek, daha gençleştirmek anlamına geliyor. Seyrekleştirilecek ormandaki kural, “Zayıf olan kesilir, güçlü olan ayakta kalır”. Doğanın kadim kuralını ormancılar da uyguluyor yani.

ORMANA NEDEN MÜDAHALE EDİLİYOR?

“Ormana müdahale edilmese, kendi kendine yaşamını sürdüremez mi?” diyorum. “Evet” diyor Bolu Orman Bölge Müdürü Mahmut Şentürk, “Sürdürür ama ağaç gelişimi, ormanın varlığını sürdürmesi, yeni orman alanlarının doğması bu şekilde nitelikli olmaz. Ayrıca orman yangınları daha çok olur. Bizim müdahalemiz, aslında doğanın kendi kuralını insan eliyle uygulamaktan ibaret. Kolaylaştırıcı işlev yapıyoruz sadece.”

Gerçekten de gençleştirilmiş ve seyrekleştirilmiş ormanda bulunan bir ağaçla, müdahale edilmemiş ormanda bulunan bir ağacı gösterdiklerinde bunu anladım. Biri 70 CM çapında uzun ve güçlü, diğeri 30 CM çapında ve daha kısa.

Bir yere yeni ağaç dikilecekse o bölgede yetişen ağacın tohumu ve fidanı olmak zorunda.

Yani Bolu’daki bir fidanı alıp, Antalya’ya ekmezler. Doğanın yapısı bozulur o zaman.

ZOR VE ZAHMETLİ BİR UĞRAŞ

Orman işletme şefi, kesilecek ağaçları mühürledikten sonra bunların kesilmesi için orman köylülerine haber verilir. Bu alana “makta” deniyor. Her ağacın en dibindeki kabuk kısmı soyulur ve oraya o meşhur damga vurularak bir de rakam yazılır. Bunlar katrana bulanmış metal mühürlerle yapılıyor.

Orman köylüsü bu işaretlenmiş ağaçları kesmeye başlar. Sonra kabuğunu soyar. Tekrar orman muhafaza ekipleri gelip, kesilmiş ağaçları yeniden mühürler ve hangi boylardan bölüneceğini işaretler. Buna “boylama” denir.

Orman köylüsü bu kez ağacı böler, sonra istif alanına taşır.

İstif alanlarında boylarına, cinslerine, özelliklerine göre dizilmiş kütükler Orman Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkartılır.

Keresteciler, sunta fabrikaları, büyük mobilya şirketleri bu kütükleri alır ve kullanır.

Her yıl Türkiye’de 32 milyon metreküp odun üretilir. Bu, ihtiyacımızı tam karşılamaz. Bu nedenle özel ağaç türleri de dahil, yılda 600 bin metreküp odun ithalatı yapılıyor.

2023 yılı hedefleri, hiç ithalat yapmadan ülkenin kereste ve odun ihtiyacının tamamını karşılamak.

ORMAN KÖYLÜLERİNİN ZOR YAŞAMI

Reyhan Yılmaz, Bolu Mengen’de orman köylüsü olarak geçimini sağlıyor. Babası da öyleydi. Yanında oğlu da aynı işi yapıyor. Sadece ağaç kesiminden elde ettikleri parayla geçinemiyorlar tabi. Bu yüzden orman köylüleri aynı zamanda tarım ve hayvancılıkla da uğraşır.

Bölgelerde orman köylüleri kooperatifler kurup, işlerini daha verimli yapmak için de çalışıyor.

Yumrutaş Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Süleyman Tekin, biraz çekinerek de olsa, aldıkları ücretin yetmediğini, mazot, kesim motoru, motora takılan şeritlerin artan fiyatları yüzünden sıkıntı çektiklerini anlatıyor.

Bazen günlerce eve gitmeden ormanda çadırda ya da konteynırda yaşıyorlar. Yemek, barınma, temizlik, sağlık sorunları oluyor doğal olarak. Yaban hayvanlarını saldırısı, ağaç kesimi ve kesim motorları yüzünden her yıl hayatını kaybeden, yaralanan orman köylüsü muhakkak oluyor.

Orman köylülerinin çocukları artık bu işleri pek yapmak istemiyor. O nedenle orman bakımları artık şirketlere veriliyor çoğu yerde. Onlar da başka illerden işçi getirerek bu çalışmaları yapıyor.

İşletme müdürü, müdür yardımcısı ve orman işletme şefi bu köylülere ödenecek kesme, nakliye, istif ücretini; arazi şartları, ağaç türü ve mevsime göre belirliyor.

Köylülere araç gereç desteği, yol açılması, kıyafet, eğitim desteği de veriyor OGM. Ancak bunun tam yeterli olmadığı da anlaşılıyor arazide. Yine de orman köylüsü ile OGM arasında iyi bir işbirliği ve dayanışma görülüyor.

KENDİNİ TAM ANLATAMAYAN TEŞKİLAT

Bugün evimizdeki masadan, inşaatlardaki ağaçlara kadar her yerde kullandığımız ağacın ne kadar büyük zorluklarla elde edildiğini, orman bakımın ne kadar zor olduğunu, emeğin ne kadar değerli olduğunu gördüm bizzat.

Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin onlarca yıldır süren geleneklerinin, bilgi birikimlerinin, ormana olan bağlılıklarının da son derece memnuniyet verici olduğunu da söylemeliyim.

Belki birçok konuda olduğu gibi bu teşkilat da, çalışmalarını tanıtmak için yeterli iletişim faaliyeti yapamıyor diyebiliriz. Ancak bunun için de yeni düzenlemeler ve çalışmalar yapıyorlar.

Eski Bölge Müdürü Mümin Döngez bizzat tanıtım ve iletişim çalışmaları için görevlendirilmiş. Bolu’daki çalışmaların esnasında hep benimleydi.

Orman hasadının hikayesi aslında anlattığımdan daha büyük, daha derin ve güzel.

Biraz olsun size anlatabildiysem ne mutlu bana. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir